Kurbiyyet: Hakk’a ve Halka Yakınlaşma Vesilesi
Kurban, kelime kökü itibarıyla “yakınlaşmak” (kurbiyyet) manasına gelir. Sadece belirli günlerde bir hayvanın boğazlanmasından ibaret bir eylem değil; kulun Rabbine teslimiyetinin, sadakatinin ve O’na yakınlaşma arzusunun en somut ifadesidir. Hz. İbrahim’in sadakati ve Hz. İsmail’in teslimiyetiyle sembolleşen bu ibadet, Müslüman’ın Allah yolunda neleri feda edebileceğinin bir nişanesidir. Bıçağın kestiği aslında kurbanlık değil, kalbimizdeki dünya sevgisi ve mala olan bağlılığımızdır. Bu yönüyle Kurban, bir arınma ve özgürleşme manifestosudur.
Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’de Hac Suresi 37. ayette şöyle buyurulur: “Onların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır; fakat O’na sadece sizin takvanız ulaşır.” Bu ayet, ibadetin ruhunu muazzam bir şekilde özetler. Allah’ın bizim kestiğimiz etlere ihtiyacı yoktur; O’nun muradı, kulunun emre itaatindeki samimiyetidir. Dolayısıyla Kurban ibadeti, et dağıtım organizasyonunun çok ötesinde, kalplerin Allah’a arz edildiği manevi bir duruştur.
Coğrafyalar Aşılan Bir Gönül Köprüsü
Kurban’ın dikey boyutu Allah’a yakınlaşmaksa, yatay boyutu da ümmetle ve insanlıkla yakınlaşmaktır. “Sadece Et Dağıtmak Değil” derken kastettiğimiz tam olarak budur. Bayram sabahı, belki de adını hiç duymadığımız bir Afrika köyünde veya Asya’nın ücra bir kasabasında, yolumuzu gözleyen kardeşlerimizle kurduğumuz bağdır Kurban. Bir hisse kurban, aradaki kilometreleri sıfırlar, dilleri ve renkleri farklı olan insanları “kardeşlik” paydasında birleştirir. O et, aslında bir selamdır; “Sizi unutmadık, yalnız değilsiniz” demektir.
Dünyanın birçok bölgesinde, yoksulluk ve krizler nedeniyle insanlar yıl boyunca et tadına hasret yaşamaktadır. Özellikle çocukların, yetimlerin ve dul kadınların umutla beklediği Kurban Bayramı, onlar için sadece bir ziyafet değil, aynı zamanda onurlandıkları bir gündür. Sofrasına et giren bir babanın mahcubiyetinin gitmesi, bir annenin tenceresinin kaynaması, toplumsal psikoloji açısından da büyük bir rehabilitasyondur. Kurban, sosyal adaletin sağlanmasında ve gelir dağılımındaki uçurumun bir nebze olsun kapanmasında hayati bir rol oynar.
Vekalet Yoluyla Kurban: Güven ve Emanet
Modern şehir hayatının getirdiği zorluklar ve küresel ihtiyaç haritası, “Vekaletle Kurban” uygulamasını zorunlu ve faziletli hale getirmiştir. Darül-Fünun Vakfı olarak, sizlerden aldığımız vekaletleri, “emanet” bilinciyle omuzluyoruz. İslami usullere göre, veteriner hekim kontrolünde ve hijyenik ortamlarda gerçekleştirilen kesimler, isminiz okunarak ve dualar eşliğinde yapılmaktadır. Burada en büyük sermayemiz güvendir; çünkü biliyoruz ki kurban, bir ibadettir ve ibadette şüpheye yer yoktur.
Organizasyonumuz, kurban etlerinin israf edilmeden, en verimli şekilde değerlendirilmesini hedefler. Kesilen kurbanlar sadece taze et olarak dağıtılmakla kalmaz; duruma ve bölgeye göre kavurma yapılarak konservelenir veya soğuk hava zinciriyle saklanarak yılın diğer aylarında da ihtiyaç sahiplerine ulaştırılır. Böylece Kurban’ın bereketi sadece dört günle sınırlı kalmaz, tüm yıla yayılır. “Paylaş ki Kardeş Olasın” düsturuyla, her bir hisseyi en muhtaç haneye ulaştırmak için titiz bir saha çalışması yürütüyoruz.
Mazlumun Sofrasında Bir Bayram Sevinci
Kurban Bayramı, ümmetin bir araya geldiği, sınırların kalktığı evrensel bir şölendir. Gazze’de ablukanın gölgesindeki bir aileden, Arakan’daki mülteci kamplarına, oradan Somali’nin kurak topraklarına kadar uzanan geniş bir coğrafyada, sizin kurbanlarınızla bayram yaşanmaktadır. Gönderdiğiniz her hisse, oradaki kardeşlerimize şu mesajı verir: “Müminler bir vücudun azaları gibidir; sizin acınız bizim acımız, sizin sevinciniz bizim sevincimizdir.”
Bazen bir kurban hissesi, İslam’a ısınmakta olan kalpler için hidayet vesilesi olur. Müslümanların bu paylaşma ahlakını, karşılıksız verme erdemini gören gayrimüslimler, İslam’ın sosyal yönüne hayran kalmaktadır. Dolayısıyla Kurban, aynı zamanda sessiz ama etkili bir tebliğ metodudur. Paylaşmanın verdiği huzur, hiçbir maddi hazla kıyaslanamaz.
Bir Hisseden Bin Duaya
Kurban ibadeti, bizlere “ben” değil “biz” demeyi öğretir. Cimrilik hastalığından kurtarıp cömertlik iklimine taşır. Kestiğimiz kurbanlar, Sırat köprüsünde bizlere binek, ahiret terazisinde ise sevap olacaktır. Ancak dünyadaki karşılığı, yetimlerin yüzündeki tebessüm ve mazlumların dilinden dökülen dualardır. O dualar ki, belki de bizim en zor anımızda imdadımıza yetişecek manevi zırhlarımızdır.
Bu Kurban Bayramı’nda da Darül-Fünun Vakfı olarak iyilik kervanımızı yola çıkarıyoruz. Sizleri de kurbanlarınızı paylaşarak kardeşliğimizi büyütmeye, sınırları aşan bu hayır köprüsünde bir taş olmaya davet ediyoruz. Gelin, kurbanımız kardeşliğe, kardeşliğimiz ebedi bir kurtuluşa vesile olsun. Allah, niyetlerinizi kabul, kurbanlarınızı makbul eylesin.
