Cennetin Kapısını Aralayan Anahtar: Yetim Başını Okşamak

İslam medeniyeti, özü itibarıyla bir “merhamet medeniyeti”dir ve bu merhametin kalbi yetimlerdir. Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de yirmiyi aşkın ayette yetimlerden bahsedilmesi, onlara iyi davranılması ve mallarının korunması emredilmesi, konunun Allah katındaki önemini açıkça ortaya koyar. Kendisi de bir yetim olarak dünyaya gelen ve “Yetimler Yetimi” olarak anılan Peygamber Efendimiz (s.a.v.), yetimlere sahip çıkmayı imanın bir cüzü, cennete girmenin ise en kestirme yolu olarak göstermiştir. Bir toplumun manevi kalitesi, yetimlerine nasıl davrandığıyla ölçülür.

“Dini yalanlayanı gördün mü? İşte o, yetimi itip kakar.” (Maun Suresi, 1-2) ayeti, yetime kötü muamelenin veya onu görmezden gelmenin ne denli ağır bir vebal olduğunu sarsıcı bir dille anlatır. Yetim hakkı, kul hakkının en hassas türüdür. Zira yetim, savunmasızdır; onun sahibi ve koruyucusu doğrudan Allah’tır. Yetimin ağlaması arşı titretir, gülmesi ise rahmet kapılarını sonuna kadar açar. Bu bilinçle hareket eden Darül-Fünun Vakfı, yetim çalışmasını bir sosyal sorumluluk projesi değil, ilahi bir emanet olarak görmektedir.

İki Parmak Gibi Yan Yana Olmak

Müminler için en büyük müjde, Sevgili Peygamberimizin (s.a.v.) şu hadis-i şerifidir: “Kendi yetimini veya başkasına ait bir yetimi himaye eden kimseyle ben, cennette şöyle yan yana bulunacağız.” Efendimiz bunu söylerken işaret parmağıyla orta parmağını göstermiştir. Peygamber’e komşu olabilmek, O’nunla yan yana durabilmek gibi yüce bir makamın bedeli, bir yetimin elinden tutmaktan, onun iaşesini ve terbiyesini üstlenmekten geçer. Bu müjde, tarih boyunca Müslümanları yetimhaneler kurmaya, vakıflar inşa etmeye teşvik etmiştir.

Yetim bakımı, sadece çocuğun karnını doyurmak veya sırtını giydirmek değildir. Asıl bakım, onun ruhunu doyurmak, baba şefkatinin eksikliğini hissettirmemek ve onu hayata hazırlamaktır. Kalbi katılaşan bir sahabeye Peygamberimiz, “Kalbinin yumuşamasını ve ihtiyacının görülmesini istersen yetime merhamet et, onun başını okşa ve ona yediğinden yedir” tavsiyesinde bulunmuştur. Yetim başı okşamak, insanın kendi kibrini kırması, içindeki merhamet pınarını akıtması demektir. Yetim gülerse, dünya güler.

Kırmızı Çizgimiz: Yetim Malı ve Hakkı

İslam hukuku, yetim malına el uzatmayı “ateş yemek” ile eşdeğer tutmuştur. Nisa Suresi’nde, “Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, karınlarına ancak ateş doldurmuş olurlar” buyurulur. Bu ayet, yetim malının korunması konusunda tüyleri ürperten bir ikazdır. Vakıf olarak bizler, yetimler için toplanan bağışları “dokunulmaz emanet” statüsünde değerlendiriyoruz. Yetim fonuna giren bir kuruşun dahi başka bir kaleme harcanması, idari giderlerde kullanılması söz konusu olamaz. Bu hassasiyet, bizim varlık sebebimizdir.

Yetim hakkı sadece maddi değildir; onun eğitim hakkı, sevgi görme hakkı ve toplumda saygın bir birey olarak yer alma hakkı da vardır. Bir yetimi itip kakmak, onu hor görmek veya toplumdan dışlamak, onun manevi hakkına girmektir. Bizler, “Yetim Hamiliği” sistemimizle sadece maddi destek sağlamıyor, “Ağabey-Abla” modelimizle onların akademik başarılarını takip ediyor, psikososyal destek sağlıyor ve yalnız olmadıklarını hissettiriyoruz.

Vakfımızın “Yetim Hamiliği” Sistemi

Darül-Fünun Vakfı olarak geliştirdiğimiz “Bir Yetim, Bir Gelecek” projesi, sürdürülebilir bir iyilik hareketidir. Bağışçılarımız, aylık belirli bir miktar bağışla bir yetimin hamiliğini (sponsorship) üstlenerek, onun bir yıllık temel ihtiyaçlarını karşılayabilirler. Hami ile yetim arasında kurulan bu gönül köprüsü, sadece çocuğun hayatını değiştirmekle kalmaz, bağışçının hanesine de bereket olarak döner. Sistemimiz üzerinden bağışçılarımız, destekledikleri yetimin gelişim raporlarını, okul başarılarını ve bayram sevinçlerini takip edebilirler.

Özellikle savaş bölgelerinde, doğal afetlerin vurduğu coğrafyalarda ve yoksulluğun pençesindeki Afrika ülkelerinde binlerce yetimimiz var. Onlar ümmetin çocuklarıdır. Babalarını kaybetmiş olabilirler ama bizler var olduğumuz sürece sahipsiz değillerdir. Onların yüzündeki tebessüm, bizim için dünyanın en büyük madalyasıdır. Hedefimiz, kendi ayakları üzerinde durabilen, özgüveni yüksek, vatanına ve milletine faydalı nesiller yetiştirmektir.

Bu Kervana Siz de Katılın

Modern çağın insanı, kalabalıklar içinde yalnızlık çekiyor. Ruhsal tatminsizlikler ve manevi boşluklar, ancak karşılıksız iyilikle dolar. Bir yetimin duası, zırh gibidir; insanı belalardan korur, rızkı artırır ve ömrü bereketlendirir. Evinizde pişen yemeğe, cebinizdeki harçlığa bir yetimi ortak etmek, aslında kendinize yaptığınız en büyük iyiliktir. Unutmayın, Allah (c.c.) rızkı verirken bazen yetimin hürmetine verir.

Gelin, bu dünyadan göçüp gitmeden önce bir yetimin başını okşayın. Onun gözündeki yaşı silen el olun. Darül-Fünun Vakfı aracılığıyla üstleneceğiniz bir yetim hamiliği, belki de ahiretteki en büyük sermayeniz olacaktır. Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) komşu olma hayali kuran herkesi, yetimlerin hamisi olmaya davet ediyoruz. Çünkü biz inanıyoruz ki; yetim gülerse, dünya değişir.

Paylaş.
Yorum Yapın

Exit mobile version